Deneyim · Performance Marketer

Saat farkıyla yaşamak

Bir mesaj gece yarısı gelir, bir karar sabaha kalmaz. Farklı saat dilimlerinde hastası olan klinikler zamanı nasıl paylaşıyor? Performans pazarlaması danışmanı Serhan Doğan ile uyumayan ekranları, reklam takvimini ve cevap süresini konuştuk.

YazarSerhan Doğan · Performance Marketing & GEO Consultant SektörSağlık Okuma8 dakika Yayın Güncelleme
Saat farkıyla yaşamak
Görsel: Valent Mag Fotoğraf Masası

01Gece 03:00’te açılan ilk ekran

İstanbul uyurken reklamlar çalışmaya devam ediyor.

Gününüz kaçta başlıyor?

Resmî olarak dokuzda. Ama yurt dışından hasta kabul eden kliniklerle çalışınca telefonun gece de titrediğini kabul ediyorsunuz. Londra’daki bir hastanın mesajı, Almanya’dan sorulan bir fiyat, reklam panelinden gelen bir uyarı. Eskiden hepsine bakardım. Şimdi gece yalnızca bir tanesine bakıyorum: bütçe uyarısına.

Gerisi sabahı bekleyebilir; çünkü gece gelen hasta mesajları için ayrı bir düzen kurduk. Bunu öğrenmem zaman aldı. Her bildirime koşan biri ertesi gün doğru karar veremiyor; bütün gün yorgun ve tepkisel çalışıyor.

Bütçe uyarısı neden bekleyemiyor?

Çünkü reklam saat farkını bilmez. Bir kampanya Almanya’da akşam yedide en pahalı ve en kalabalık saatine girer; biz o sırada İstanbul’da akşam yemeğindeyiz. Bütçe gece yanlış bir hedeflemeyle harcanır, sabah sıfırla uyanırsınız. Bu, bir günün tamamen kaybedilmesi demek.

Bu yüzden kampanyaları hedef ülkenin saatine göre açılıp kapanan bir takvime bağlıyoruz. Günlük bütçe sınırları, ani maliyet artışlarında devreye giren kurallar ve harcama hızını izleyen uyarılar kuruyoruz. Gece üçteki uyarı artık nadiren geliyor; geldiğinde de gerçekten bakılması gereken bir şey oluyor.

Saat dilimine göre reklam takvimi nasıl kurulur?

İlk adım, reklam hesabının hangi saat diliminde çalıştığını bilmek. Hesap İstanbul saatine göre kuruluysa “akşam yediden sonra yayınla” dediğinizde Almanya’da akşam altıya, Körfez’de akşam sekize denk gelir. Bu küçük fark, en pahalı saatlerde bütçenin bitmesine yol açabilir.

İkinci adım, ülkeleri ayrı kampanyalarda yönetmek. Tek kampanyada birden çok ülke hedeflenince sistem bütçeyi en ucuz tıklamanın geldiği yere akıtır; bu da çoğu zaman en değerli hastanın geldiği yer değildir. Her ülke için ayrı kampanya, ayrı bütçe ve ayrı reklam takvimi kuruyoruz.

Üçüncü adım, saatleri veriyle seçmek. Mesajların ve form doldurmaların hangi saatlerde geldiğine, hangi saatlerde gelen başvurunun randevuya döndüğüne bakıyoruz. Reklamı tıklamanın ucuz olduğu saatte değil, randevunun geldiği saatte yoğunlaştırıyoruz.

Reklam saat farkını bilmez. Onu bilmesi gereken biziz.

Serhan Doğan

02Üç dil, tek masa

Aynı kampanyanın üç dildeki raporu, tek tabloda.

Üç dilde reklam yönetmek nasıl bir iş?

Üç ayrı kampanya gibi görünür ama aslında tek bir hikâyedir. Bir klinik İngiltere’den, Almanya’dan ve Körfez’den hasta kabul ediyorsa, her ülkede aynı güveni farklı cümlelerle anlatmanız gerekir. Benim gözlemim şu: Almanca konuşan hastalar daha çok ayrıntı, belge ve süreç bilgisi istiyor. Körfez’den gelen hastalar için tanıklık, karşılama ve konaklama önemli. İngilizce reklam ise kısa ve net olduğunda daha iyi çalışıyor.

Bu genellemeler tek başına strateji değil; her klinikte test ediyoruz. Ama başlangıç noktası olarak işe yarıyor.

Bir dildeki başarılı reklamı diğerine çevirmek neden işe yaramıyor?

Çünkü çeviri reklam, çeviri gibi durur. Türkçe yazılmış bir başlık İngilizceye çevrildiğinde kelimeler doğru olur ama ton yanlış kalır. Hasta bunu hemen fark eder ve güven daha ilk cümlede zedelenir.

Bu yüzden her dil için metni o dilde düşünen biriyle yazıyoruz. Görsel aynı kalabilir; başlık, açıklama, harekete geçirici düğme ve açılış sayfası dile göre yeniden yazılır. Açılış sayfasının da aynı dilde olması şart: Almanca reklamı tıklayan hastayı İngilizce bir sayfaya göndermek, reklam bütçesinin bir kısmını kapıda bırakmak demek.

Farklı ülkelerin raporlarını nasıl tek tabloda topluyorsunuz?

Üç kuralımız var. Birincisi, tek para birimi: bütün harcamalar ve gelirler aynı para birimine çevrilir. İkincisi, tek saat dilimi: raporlar kliniğin bulunduğu şehrin saatine göre okunur. Üçüncüsü, tek dönüşüm tanımı: “potansiyel hasta” her ülkede aynı şeyi ifade etmeli; örneğin fotoğraf gönderip ön değerlendirme isteyen kişi.

Bu üç kural olmadan ülkeleri karşılaştırmak elma ile armudu karşılaştırmaya döner. Bir ülkede başvuru ucuz görünür ama hiçbiri randevuya dönmez; diğerinde pahalı görünür ama her üç başvurudan biri kliniğe gelir. Doğru karar, ancak aynı ölçüyle bakınca verilebiliyor.

03Cevap süresi: görünmeyen bedel

Mesaj kutusu, reklamın devamıdır.

Saat farkının görünmeyen bedeli ne?

Cevap süresi. Bir hasta reklamı görüp mesaj atıyor; klinik dört saat sonra cevap veriyor. O dört saatte hasta başka bir kliniğe de yazmış oluyor. Sağlık turizminde hastalar genellikle birden fazla kliniğe aynı anda soru soruyor; ilk anlamlı cevabı veren, konuşmayı da başlatan oluyor.

Reklamın başarısını çoğu zaman reklamın kendisi değil, mesaja verilen cevap belirliyor. Bu yüzden artık her kampanya toplantısına kliniğin mesajlara bakan ekibini de çağırıyoruz. Reklam raporunda başvuru sayısını, satış raporunda ise ilk cevap süresini yan yana görmek istiyoruz.

Gece gelen mesajlar için nasıl bir düzen kuruyorsunuz?

Üç katmanlı bir düzen. İlk katman otomatik karşılama: hasta yazdığı anda kendi dilinde, ne zaman ve kim tarafından cevap verileceğini söyleyen kısa bir mesaj alıyor. İkinci katman ön bilgi toplama: hangi tedaviyle ilgilendiği, varsa fotoğraf ya da belgeler, ne zaman seyahat etmeyi düşündüğü. Üçüncü katman sabah devri: ilk saatte bir insan bu konuşmaları sırayla devralıyor.

Yoğun ülkelerden gece çok mesaj geliyorsa nöbet sistemi kuruyoruz. Tüm mesajlar tek bir ekranda toplanınca kimin hangi konuşmayı aldığı da kaybolmuyor. WhatsApp, Instagram ve web formu ayrı yerlerde durdukça gece gelen mesajın sabah unutulma ihtimali çok yüksek.

04Uyku, sınır ve otomasyon

Otomasyon, uykunun bekçisi.

Ekibe hangi sınırları koyuyorsunuz?

Basit bir kural: gece gelen mesajın sahibi otomasyondur, insan değil. Reklam bütçesi gece kurallarla korunur, hasta mesajı otomatik karşılamayla güvenceye alınır, sabah ilk saatte bir insan devralır. Kimse gece “bir bakayım” diye panele girmez; çünkü gece verilen yarım kararlar sabah iki katı iş çıkarır.

Bu sınır ekip için olduğu kadar hasta için de iyi. Gece yarısı yorgun bir koordinatörün yazdığı aceleci bir mesaj yerine, sabah dinlenmiş birinin yazdığı açık ve eksiksiz bir cevap daha çok güven veriyor.

Otomasyon nerede durmalı?

Sağlıkla ilgili her yorumda. Otomasyon karşılayabilir, bilgi toplayabilir, randevu için uygun saatleri gösterebilir; ama bir hastanın durumunu yorumlayamaz, tedavi öneremez. Kaygılı bir mesaja otomatik bir cevap gitmesi güveni zedeler.

Bizim ölçütümüz şu: bir mesaja verilecek cevap her hastada aynıysa otomasyona uygundur. Hastaya göre değişiyorsa insana aittir.

05Reklamdan sonra: açılış sayfası

Hasta reklamı tıkladığında nereye gitmeli?

Kendi dilinde, tek bir tedaviyi anlatan ve tek bir işleme yönlendiren bir sayfaya. En sık gördüğüm hata, yurt dışı reklamlarının sitenin ana sayfasına gönderilmesi. Hasta reklamda implantı görüyor, tıklıyor ve kliniğin bütün hizmetlerini anlatan, çoğu zaman yalnızca Türkçe ya da İngilizce olan bir ana sayfaya düşüyor. Aradığını bulmak için uğraşması gerekiyor; çoğu uğraşmıyor.

İyi bir açılış sayfasında şunlar olmalı: tedavinin ne olduğu ve süreci, kaç gün kalınacağı, fiyat aralığı ya da fiyatı neyin belirlediği, doktor ve ekip bilgisi, gerçek hasta deneyimleri, konaklama ve transfer bilgisi ve en önemlisi hastanın kendi dilinde, tek dokunuşla mesaj atabileceği bir düğme. Telefonda hızlı açılması da şart; yavaş bir sayfa, reklam bütçesinin bir kısmını daha kapıda bırakmak demek.

Fiyatı sayfada yazmalı mı?

Kesin fiyat yazmak her zaman mümkün değil; tedavi kişiden kişiye değişiyor. Ama hiç bilgi vermemek de güveni azaltıyor. Benim önerim fiyat aralığı ya da “başlangıç fiyatı” vermek ve fiyatı neyin belirlediğini açıkça anlatmak. Hasta bu bilgiyle mesaj attığında konuşma da daha doğru bir yerden başlıyor; yalnızca en ucuz fiyatı arayan kişiler yerine gerçekten ilgilenen hastalar yazıyor.

Burada reklam platformlarının sağlık reklamlarına dair kurallarını da unutmamak gerekiyor. Vaat içeren, sonuç garantisi veren ya da önce-sonra görselleriyle kurulan reklamlar hem platform kurallarına hem de mevzuata takılabiliyor. Açılış sayfasındaki dil de bu kurallara uygun olmalı.

06Hangi sayılara bakıyoruz?

Saat farkı olan kampanyalarda başarıyı nasıl ölçüyorsunuz?

Dört katmanda. İlk katman reklamın kendisi: gösterim, tıklama, tıklama maliyeti. İkinci katman başvuru: mesaj, form, telefon; bir başvurunun kaça mal olduğu. Üçüncü katman satış: ilk cevap süresi, ön değerlendirme için belge gönderen hasta oranı, randevuya dönüş. Dördüncü katman sonuç: kliniğe gelen hasta sayısı ve bir hastanın kaça mal olduğu.

Çoğu raporda yalnızca ilk iki katman var. Oysa saat farkının etkisi en çok üçüncü katmanda görünüyor. Gece gelen başvuru ucuz olabilir ama sabaha kadar cevapsız kalıyorsa hiçbir değeri yok. Bu yüzden başvuruları geldiği saate göre ayırıp hangi saatlerde gelenlerin randevuya döndüğüne bakıyoruz; reklam takvimini de bu tabloya göre güncelliyoruz.

07Sık sorulan sorular

Yurt dışı reklamlarını hangi saat dilimine göre planlamalıyım?

Hedef ülkenin saatine göre. Reklam hesabınızın saat dilimini kontrol edin, her ülkeyi ayrı kampanyada yönetin ve reklam takvimini o ülkenin akşam ve hafta sonu yoğunluğuna göre kurun. Mesajların randevuya döndüğü saatleri ölçtükçe takvimi daraltın.

Gece reklamları kapatmak mantıklı mı?

Mesajlara gece cevap verecek bir düzeniniz yoksa, gece saatlerinde bütçeyi azaltmak çoğu zaman mantıklıdır. Otomatik karşılama ve sabah devri gibi bir düzen kurduysanız, hedef ülkede akşam olan saatleri kapatmak yerine bütçeyi korumaya alan kurallar eklemek daha iyi sonuç verir.

Çok dilli kampanyada bütçe nasıl bölünmeli?

Tıklama maliyetine göre değil, randevuya dönen başvuru maliyetine göre. Başlangıçta her ülkeye test bütçesi verin; birkaç hafta sonra hangi ülkeden gelen başvurunun kliniğe geldiğine bakın ve bütçeyi oraya kaydırın.

Hastaya ilk cevap ne kadar sürede verilmeli?

Mümkün olduğunca hızlı. Otomatik karşılama mesajı hemen gitmeli; insan tarafından verilen ilk anlamlı cevap ise dakikalarla ölçülmeli, saatlerle değil. İlk cevap süresini her hafta ölçün; reklam performansı kadar önemli bir göstergedir.

Yurt dışı reklamlarında açılış sayfası hangi dilde olmalı?

Reklamın dilinde. Almanca reklamı tıklayan hasta Almanca, Arapça reklamı tıklayan hasta Arapça bir sayfaya gitmeli. Çeviri yerine o dilde düşünen biriyle yazılmış metin, güveni ve dönüşümü belirgin biçimde artırır.

Serhan Doğan
Yazar · Performance Marketer Serhan DoğanPerformance Marketing & GEO Consultant · İstanbul

Klinik, hastane ve markalara performans pazarlaması, SEO, yapay zekâ araması (GEO), ölçüm ve hasta iletişimi alanlarında danışmanlık veriyor. Pazarlama deneyimi büyük ölçüde sağlık sektörüne dayanıyor: hastane, diş kli…

Bu yazı işinize yaradı mı?

Paylaşın

Bu yazı, yazarının kişisel deneyim ve görüşlerini yansıtır; Valent Mag’in görüşü olmak zorunda değildir. Valent Mag bir blogdur, haber ya da basın yayını değildir. Bir içerikle ilgili itirazınız varsa içerik kaldırma başvurusu yapabilirsiniz.

Yazara sorun

Aklınızda bir soru mu kaldı?

Sorunuzu Serhan Doğan ve diğer performance marketer’lar yanıtlasın. Seçilen sorular adınızın baş harfleriyle yayımlanır.

Soru gönderin
Okumaya devam

Performance Marketer’lar yazıyor.

Tümü →

Çerezler

Sitenin çalışması için zorunlu çerezler kullanıyoruz. Reklamların bir kısmını Google gösterir: “Kabul et” derseniz ilgi alanlarınıza göre kişiselleştirilir, “Reddet” derseniz kişiselleştirilmemiş reklam görürsünüz. Çerez politikası